Hüseyin Cumalı yazdı...
Bugün 6. gün Cihat Zafer’i yazmaya devam ediyoruz. 2017 yılında dönemin Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’na giden Yeni Sakarya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Zeki Aydıntepe, “Zeki başkanım Sakarya’yı bisiklet şehri yaptınız. Basın mensuplarına da bisiklet dağıtalım” teklifinde bulundu. Başkan Toçoğlu da Aydıntepe ve ekibini kırmadı, 8 Eylül 2017 günü Atatürk Bulvarı’nda basın mensuplarına bisiklet dağıttı. Tarih 29 Eylül 2017’de yani 21 gün sonra Yeni Sakarya Gazetesi’nde Cihat Zafer, “Büyükşehir ve büyük kibir” diye köşe yazdı. Şimdi bu kısımdan direk devam edelim…
*
Cihat Zafer’in 2017’de yazdığı “Büyükşehir ve büyük kibir” başlıklı köşe yazısının son kısmındayız. Cihat Zafer yazısında Başkan Zeki Toçoğlu ile alay etti. Aynen, resmen Başkan Zeki Toçoğlu ile köşesinde alay etti. İşte Zafer’in o sözleri, “Ne? Vatandaş mı? Sen şimdi bize vatandaşı mı savunuyorsun? Vatandaş bizi biliyor kardeşim tamam mı? Sen işine bak komünistlik yapma. Vatandaşmış. Biz vatandaşı Halk Partisinin elinden kurtardık be sen ne diyorsun? Tayyip Erdoğan olmasın değil belediye başkanı okul aile birliği başkanı seçilemezler. Nokta” aynen böyle yazdı…
*
Vatandaş üzerinden Zeki Toçoğlu ile alay etti ve sonunda da, “Tayyip Erdoğan olmasın değil belediye başkanı okul aile birliği başkanı seçilemezler. Nokta” dedi. AK Parti’nin desteklediği, halen desteklediği, 25 gün sonra sevgili kardeşi Alpay Şirin’in etkinlik yaptıracağı Cihat Zafer, bu partinin ağabeylerinden Zeki Toçoğlu’na, “Tayyip Erdoğan olmasın değil belediye başkanı okul aile birliği başkanı seçilemezler. Nokta” dedi. Peki dedi de ne oldu! Başkan Zeki Toçoğlu makamını kaybetti. Aradan 9 yıl geçti. Cihat Zafer, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın davetlisi olarak konuşmacı oldu. İşte benim isyanım bu…
*

Gelinen noktada kim takar Zeki Toçoğlu’nu, nasıl olsa makamdan gitti. Ama Cihat Zafer halen aktif, öyle mi! Öyle mi Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Alpay Şirin, öyle mi! Peki soruyorum. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı önümüzdeki 29 Nisan 2026 saat 19.00’da Ofis Sanat Merkezi’nde (OSM) bir etkinlik yapacak. Cihat Zafer burada konuşmacı olacak. Bunun için Cihat Zafer’e para verecek misin! Verecek misin, vermeyecek misin eyy Büyükşehir!
*

Bence Cihat Zafer’e para verin. Ver Alpay Şirin, nasıl olsa bir zamanlar başkanın olan, size kol kanat geren, sizin bir yere gelmenizde emeği olan, aile boyu size sahip çıkan, size makam veren dönemin Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu makamdan gitti, emekli, tekaüt oldu. Dolayısıyla “Dün dündür, bugün bugündür”, “Giden ağam, gelen paşam” dimi Alpay Şirin! Sana şunu yazayım. Seni ne kadar severdi bilirsin ama bu yaptıkların sana yakışmadı. Hiç yakışmadı. Sana yine ‘yuh’ diyorum…
*
Cihat Zafer bunları 2017’de yazınca tabi ben şimdi olduğu gibi kudurdum. Neden kudurdum! Siz gidin Başkan Toçoğlu’na “Basın da kamu görevi yapıyor. Aldığımız para belli” diye ağlama edebiyatı yapın ve “Başkanım basın mensuplarına da bisiklet dağıtalım” diye rica edin, teklifte bulunun. Adam sizi kırmasın. Bisiklet dağıtsın. Aradan 21 gün geçsin. Teklifin başındaki Yeni Sakarya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Zeki Aydıntepe’nin gazetesinde Cihat Zafer giydirsin. Bunun adı kumpastır…
*
2017’de bekledim ki Zeki Aydıntepe ile yardımcısı Müjdat Çetin bu yazıyı yazan Cihat Zafer’e bir iki kelime etsin. Desinler ki, “Bisikletleri biz teklif ettik Cihat efendi” ama nerde, nerde öyle babayiğitler! Hele hele o Müjdat Çetin yok mu! Hani bu kentte her şeyi bilen, her konuda fikri olan, kendini her konuda uzman zanneden, hatta eskiden usta gazeteciler her konuda fikri olan Müjdat Çetin’e ‘uzman’ lakabı takmışlardı, işte o Müjdat Çetin ağzını açmadı…
*
Cihat Zafer’e, “Opsss Cihat, bisiklet dağıtımını biz rica ettik. Sen ‘Ver bisikleti medyaya çevirsinler pedalı sen bin mersoya bas gaza. Belediyenin basınla ilişkisi bu minvalde’ diye yazmışsın. Böyle yazı mı olur. Ne anlatıyorsun Cihat, özür dile” bile demedi. Oturdu olup biteni seyretti. Vay bee hem Toçoğlu’na teklifte bulunun, hem adama ateş etsinler, hem de çekirdek çıtlatıp seyredin. O günlerde yazdım. Bugün de yazayım. Sana yuh olsun Müjdat Çetin, sana yazıklar olsun…
*
Tabii o günlerde deli dana gibi Cihat Zafer ile özellikle de gazetenin başındaki Zeki Aydıntepe’ye saldırdım. Cihat Zafer bana 6 Ekim 2017’de bir yazı yazdı. “Eyvah soyadımı ortaya çıkarttılar” başlık bir yazıda yine saçmaladı. Şöyle ki Cihat Zafer piyasada “Cihat Zafer” olarak takılır. Ben o zaman yazdığım yazıda ise “Bunun tam adı Cihat Zafer Demirel” dedim. Ona atıfta bulunmuş.
Cihat Zafer çok ama çok kısa köşe yazısında Adapazarı’nda oturmadığını, milletvekili aday adayı olup aday olamadığını, tam adı ortaya çıkınca “Kendimi gerçek adı Fahrettin Cüreklibatur olan Cüneyt Arkın gibi hissetmedim de değil!” dedi…
*
Benim hakkımdaki o kısa yazısında Zafer, “Zeki Toçoğlu'na mı kibirli dedim, büyükşehirin neresi kibirli, bisiklete binen yerel medyayı mı! Zeki Aydıntepe ile birlik olup Zeki Toçoğlu'na kumpas mı kurdum? Hepsini açıklayacağım! Soyadım ortaya çıkmayaydı iyiydi. 6 Ekim 2017 Cuma” diyerek köşesini bitirdi. Bu Cihat Zafer’e günlerce neler yazdım. Hesapta bunlar kral ya, hesapta bana çük kadar yazıyla haddimi bildirecek. Canım benim, canım Cihat’ım, Pala bıyıklı yiğidim, engaverim benim…

*
Sonra ne oldu! Olan oldu. Yeni Sakarya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Zeki Aydıntepe gereğini yaptı. Aslında ben devreye girmeden yapmalıydı ama olsun yine de gereğini yaptı. Cihat Zafer’i gazeteden kovdu. O gün yazdım, şimdi de yazıyorum. Adamsın Zeki Aydıntepe adamsın. İşte bunlar gibilerinin gereğini yapacaksın. Gelelim bunları neden yazdık kısmına, dimi! Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu ‘Şimdilik’ diyerek partisinden istifa edince Cihat Zafer 1 hafta önce, “AK Parti’den istifa edince sorun çözüldü mü? Başkanlığa devam edebiliyorsan partiden niye istifa ediyorsun? Kendi medyalarıyla şehri de kendilerini de rezil ettiler” dedi…
*
Ben de, “Mahkeme kararını bir beklesek” dedim. Cihat Zafer bana, “İşte bu medya, bu çöp kafa, bu yoz, bu etikten, meslek onurundan nasipsiz, zır cahil kafa, işte bu tetikçi akılla buraya kadar! Akım derken lokum diyen sakallı çoluk çocukları beslemekle kamuoyu oluşturduğunu sanmanın acı sonucu. Kılavuzu karga olanın burnunun çıkmadığı yer işte!” dedi…
*
Cihat Zafer bununla da sınırlı kalmadı ve “Zeki Aydıntepe bu sefil yalana cevap verecek durumda değil ama Zeki Aydıntepe’ye Zeki Toçoğlu’nun makam odasında neler söylediğimin şahitleri var! Yeni Ada’dan seni nasıl kovduğumun da şahitleri var! Seni sefil yalancı seni. Seni gövdesi büyük aklı küçük yalancı seni. Yallah hadi” diye yazdı. Bak Cihat Zafer beni onunla bununla karıştırma! Ben belgeli, bilgili, fotoğraflı, görüntülü arşivimden yazarım, konuşurum…

*
Benim yazdıklarım arşivlidir. Adama yazdıklarımı yediririm. Ayrıca Yeni Ada Gazetesi’nde çalışanlar sağ, Yeni Sakarya Gazetesi çalışanları sağ, Başkan Zeki Toçoğlu, Zeki Aydıntepe, Cevdet Güngör, Serkan Köse, Metin Işıker, Müjdat Çetin sağ ve herkes onlara sorabilir. Yeni Ada Gazetesi’nden ilk ben mi ayrıldım ilk sen mi ayrıldın. İş insanı Rahmi Sak orada, her halde Rahmi Sak yalan söylemez, bir sorun bakalım. Bana Yeni Ada Gazetesi’nden “sikovdum” diyorsun. Yeni Ada Gazetesi’nden önce sen mi gittin yoksa ben mi gittim! İş insanı Rahmi Sak’a sorun, canlı şahittir.

*
Bir soru daha soralım. Benim 2017 yılında sana yazdığım köşe yazıları karşısında çok kısa cevap verdin. O cevabın en altına da köşe yazısının tarihini “6 Ekim 2017 Cuma” diye yazdın. Madem Zeki Aydıntepe seni o gün kovmadı. Senin 6 Ekim 2017 tarihinden sonra Yeni Sakarya Gazetesi’nde köşe yazın var mı! Var mı yok mu! Bu arada senin daha İYİ Parti’ne sıra gelmedi. Hatırladın mı! Benim arşivimde duruyor. İYİ Parti Düzce Belediye Başkan adayı Mehmet Keleş'in danışmanı oldun. Bir sürü olaylar var. Daha onları yazmadım!
*
Adapazarı Belediyesi’ne bağlı Adapazarı Radyo Televizyonu’ndaki (ART) günleri 4 gün önce yazdım. ART’yi yazarken senin o dönemlerde her gün ölenlerin belediye hoparlöründen anons ettiğini ve bu nedenle de lakabının “Cenazeci Zafer” olduğunu yazmadım. Yazalım mı! Yıllar geçti ve cenaze anonslarıyla yol yürüyen Cihat Zafer daha sonra İstanbul’a açıldı. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında kapatılan ve ardından el konulan Samanyolu Televizyonu'nda Cihat Zafer "Telve" isimli programı yapmaya başladı. O günleri de yazmadık. Bol bol Telve yaptığınız o günleri de yazmak lazım!
*
Dönemin Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’ye şehitler üzerinden algı yapmaya kalktın. Başkan Ekrem Yüce’nin yapmadığı işi yaptı gibi göstermeye kalktın. Hatırladın mı! Hatırlamadıysan önemli değil ben adama hatırlatırım. Hem de iyi hatırlatırım.
*
Son sözüm mü! Biz sana adam gibi uyarı yapıyoruz. Sen bize “İşte bu medya, bu çöp kafa, bu yoz, bu etikten, meslek onurundan nasipsiz, zır cahil kafa, işte bu tetikçi akılla buraya kadar” yazıyorsun. Daha yaptığın TELVE kurumadı ama bize rüzgar yapıyorsun. Adama İran’daki hiporsonik Fettah, Şahab-3, Secil, İmad, Kadir-110, Hayber Şekan, Zülfikar ve Hürremşehr ile değil nükleer Haydar-İ Zülfikar füzesiyle dalarım. Bak şimdi çorban taşmasın…
*
Şimdilik bitti…

