Eğitim-Bir-Sen Sakarya Şube Başkanı Murat Mengen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğretmenlerden istenen gelişim raporları hakkında açıklamalarda bulundu.

5 katlı apartmanın girişinde çökme oluştu: Vatandaşlar tahliye edildi
5 katlı apartmanın girişinde çökme oluştu: Vatandaşlar tahliye edildi
İçeriği Görüntüle

Mengen, "TYMM çerçevesinde ilkokullarda uygulanmaya başlanan Öğrenci Gelişim Raporu uygulaması, sahada beklenen amaca hizmet etmekten uzak kalmaktadır. Uygulama, öğretmenler üzerinde pedagojik katkı sağlamayan ağır ve bürokratik bir veri girişi yükü oluşturmakta, öğrencilerin gerçek gelişimini somut biçimde ortaya koyamamaktadır. Her öğrenci için sosyal-duygusal, akademik ve davranışsal alanlarda onlarca kriterin sisteme girilmesi zorunluluğu ciddi bir zaman kaybına yol açmakta, bu değerlendirmelerin özgün ve kanıta dayalı şekilde yapılması sınıf içi gerçeklikle uyuşmamaktadır. Sonuç olarak süreç, öğretmeni yoran ve tükenmişlik duygusu üreten anlamsız bir istatistik toplama mekanizması olarak algılanmaktadır." dedi.

Mengen, "Öğrenciler açısından raporlar, anlaşılır bir karne yerine karmaşık sayfalar halinde sunulduğu için karne heyecanını zayıflatmaktadır. Pedagojik olarak sahiplenilmeyen bu yapı, gelişimin izlenmesini güçleştirmekte, ayrıca erken yaşlardan itibaren çocukların kategorize edilmesi etiketlenme ve yetersizlik algısı oluşturma riskini artırmaktadır. Sürekli puanlanma ve performans kaygısı, ilkokulun keşfetme, oyun temelli öğrenme ve doğal gelişim ortamına da zarar vermektedir." dedi.

Mengen, "Veliler için ise raporlar belirsizlik ve kafa karışıklığı üretmektedir. Kullanılan akademik ve terminolojik dil, çocuğun durumunu şeffaflaştırmamakta; veli, raporu aldıktan sonra dahi “Çocuğumun durumu iyi mi, kötü mü?” sorusunu sorma ihtiyacı duymaktadır. TYMM’nin çok yönlü gelişimi merkeze alan vizyonuyla çelişen mevcut ölçme yaklaşımı, raporların modelin ruhunu yansıtmamasına neden olmaktadır." dedi.

Mengen, "Eğitim-Bir-Sen olarak çağrımız, Öğrenci Gelişim Raporlarının sadeleştirilmesi ve gerçek anlamda işlevsel hale getirilmesidir. Raporlarda anlaşılır bir dil kullanılmalı, ölçüt sayısı azaltılmalı ve öğretmenin nitelikli gözlem yapmasını sağlayacak somut geri bildirim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Uygulama, yalnızca öğrencinin durumunu tespit eden değil; gelişimini destekleyen, velilere yol haritası sunan dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bu dönüşüm sağlanmadığı sürece öğrenci gelişim raporlarının sahada karşılığı olmayan şekilci bir araç olarak kalmaya devam edeceği değerlendirilmektedir." dedi.