İlişkilerde en sık yapılan hatalardan biri, davranışı doğrudan duygunun kanıtı olarak okumaktır. Mesaj atmıyorsa ilgisizdir, planı iptal ediyorsa önemsemiyordur, dikkati dağılıyorsa kalbi orada değildir…
Oysa insan zihni, özellikle de dikkat düzenleme konusunda zorlanan bir zihin, bu kadar doğrusal çalışmaz.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çoğu zaman akademik performans ya da gündelik organizasyon sorunları üzerinden ele alınır. Ancak asıl görünmeyen etkilerinden biri, romantik ilişkilerin dinamiğinde ortaya çıkar.
Çünkü ilişki dediğimiz şey, sadece hissetmek değil; o hissi sürdürebilmektir.
DEHB’li bireyler yoğun duygular yaşayabilir. Sevgi, ilgi, arzu… Hepsi güçlü ve gerçek olabilir. Ancak bu duyguların davranışa düzenli ve tutarlı şekilde yansıması her zaman mümkün olmayabilir.
Bir gün yoğun ilgi gösteren, uzun uzun konuşan, karşısındaki kişiyi merkeze alan bir profil; ertesi gün mesajlara geç dönen, planları aksatan ya da zihinsel olarak uzaklaşmış görünen birine dönüşebilir.
Bu değişim çoğu zaman dışarıdan “ilgisizlik” ya da “dengesizlik” olarak yorumlanır. Oysa temel mesele çoğu zaman duygunun azalması değil, dikkatin sürdürülememesidir.
İlişkilerde güven duygusu, tekrar eden ve öngörülebilir davranışlarla inşa edilir. Tutarlılık, sevginin görünür halidir. Tam da bu noktada DEHB ile ilişki dinamikleri çatışır. Çünkü DEHB’nin doğasında süreklilikle ilgili zorluk vardır.
Bu durum partnerler arasında algı farklılığı yaratır. Bir taraf için sorun nettir; “Eğer önemseseydi unutmazdı.” Diğer taraf için ise durum daha karmaşıktır; “Önemsiyorum ama zihnimi kontrol etmekte zorlanıyorum.”
Bu iki bakış açısı arasında köprü kurulamadığında ilişki hızla yıpranır. Özellikle kadın erkek ilişkilerinde bu fark daha belirgin hale gelir.
Kadınlar çoğu zaman duygunun sürekliliğine ve davranışla desteklenmesine ihtiyaç duyar. İlginin düzenli olarak ifade edilmesi, bağ kurmanın temel unsurlarından biridir. DEHB’li bir partner ise bu sürekliliği sağlamakta zorlandığında, karşı taraf kendini değersiz ya da ihmal edilmiş hissedebilir.
Bu noktada yaşanan kırılma, çoğu zaman sevginin eksikliğinden değil, ifadesindeki düzensizlikten kaynaklanır.
Elbette DEHB, ilişkide yaşanan her sorunun açıklaması ya da gerekçesi değildir. Ancak göz ardı edildiğinde yanlış anlamaların büyümesine neden olan önemli bir etkendir.
“Umursamıyor” etiketi, çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. Ama bu etiket bir kez yapıştığında, ilişkinin duygusal dengesi geri dönülmesi zor bir şekilde bozulabilir.
Sağlıklı bir ilişki için burada kritik olan, duyguyla davranışı ayırt edebilmektir. Ve belki de daha önemlisi, nörolojik farklılıkların ilişki dinamiklerine nasıl yansıdığını fark edebilmektir. Çünkü bazı insanlar gerçekten sevmez. Ama bazıları da sever… Sadece o sevgiyi, beklenen düzen ve süreklilik içinde gösteremez.
Sevgilerimle…
Mail: [email protected]