Huzurdan sıkılan insanlar var. Her şey yolundayken içi daralan, hayat sakinken bir eksik arayan, mutluyken ‘bir şey olacak’ hissiyle tetikte yaşayan…

Çünkü bazı insanlar için huzur, tanıdık bir duygu değildir. Huzurun içinde büyümemiş biri huzuru sürdüremez. Sinir sistemleri dinginliğe alışık değildir. Sessizlik ona güven vermez, aksine tedirgin eder. Ve bunu çoğu zaman bilinçli yapmaz. Farkında olmadan huzuru bozar.

Yani zihni, alışık olduğu düzene geri dönmek ister. Kaos onun için yabancı değil, güvenlidir.

Böyle kişiler bir mesajın tonunda sorun arar, ortada hiçbir şey yokken bir mesele çıkarır, her şey yolundayken kendine sabotaj yapar.

Çünkü onun bildiği tek şey şudur ve zihnine kodlanmıştır; huzur geçicidir, bir şekilde zaten bozulacaktır. O yüzden beklemek yerine kendisi bozar.

Bu sadece ilişkide olmaz; işinde de böyledir, arkadaşlıklarında da, hatta kendi içinde bile…

Mesele dış dünya değil, insanın alıştığı iç sesidir. İnsan en çok neye alıştıysa onu normal zanneder. Ve hayat tam düzene girmişken, içindeki o tanıdık huzursuzluk devreye girer; kişi o hissi gerçek sanır.

Oysa bu bir gerçeklik değil, zamanında işe yaramış bir savunma biçiminin bugüne sızmış halidir.

Çocukken belki de tetikte olmak zorundaydı. Belki huzur dediği şey hiç uzun sürmedi. Belki de iyi giden her şeyin ardından bir hayal kırıklığı geldi. Zihin bunu unutmaz. Sadece şekil değiştirir. Bu yüzden bugün, hiçbir tehdit yokken bile bir tehdit hissi yaratır. Hiçbir sorun yokken bile bir sorun bulur. Çünkü onun için sorun tanıdıktır. Huzur ise bilinmez.

Bilinmeyen şey çoğu insan için güven vermez. Bu yüzden bazı insanlar huzuru aramaz, huzurdan kaçar. En zor kısmı da, bunu kendine bile itiraf edemez. Nedeni, dışarıdan bakıldığında ortada gerçekten bir sebep varmış gibi görünür.

Aslında olan tek şey, içsel bir dengenin eski haline dönme çabasıdır. Fark edilmediği sürece de bu döngü kırılmaz. Ve kişi için; aynı hikaye, farklı insanlar, farklı ortamlar ama hep aynı sonuçtur.

Tam da bu yüzden, bazı insanlar huzuru bulamaz değil; huzurda kalamaz. Çünkü alıştıkları şey dinginlik değil, kaosun tanıdık gürültüsüdür. Sakinlik geldiğinde eksik hisseder, o boşluğu kendi elleriyle fırtınaya çevirirler. Sonra da dönüp ‘neden hep huzursuzum?’ derler.

Sevgilerimle…

Mail: [email protected]