Sakarya’da hafta sonu sadece bir oda birliği seçimi yapmadı; bir devrin kapanışına, yönetim anlayışının tazelenmesine ve esnafın kendi kaderini eline almasına tanıklık etti. Dile kolay, tam 35 yıl... Bir insanın ömrünün yarısı, bir şehrin ticaret hafızasının tamamı Hasan Alişan ismiyle özdeşleşmişti. Ancak bugün o 35 yıllık "Alişan kalesi", esnafın sessiz ama derinden gelen değişim iradesiyle sarsıldı ve nihayetinde el değiştirdi.
O Eski Coşku Neredeydi?
Geçmiş yılların SESOB kongrelerini hatırlayın; yer gök inler, heyecan salonun dışına taşardı. Bu kez salon farklı bir ruh halindeydi. Kalabalık azdı belki ama kararlılık fazlaydı. 35 yıl sonra ilk kez Hasan Alişan’ın aday olmadığı bir sandıkta, esnafın yüzünde "artık tamam" demenin vakur duruşu vardı. Adaylar kendinden emin kürsüye çıktı ama esnafın sandık başında yapacağı o büyük hesabı kimse tam öngöremedi.
Profesyonel Bir Maraton: Muzaffer Kabacan
Bu zafer bir tesadüf değil, tam bir yıllık disiplinli bir çalışmanın sonucudur. Muzaffer Kabacan, bir yıl önce SESOB yönetiminden "başkan adaylığı" hedefiyle ayrılarak yol haritasını çizmiş ve her fırsatta "adayıyım" diyerek kararlılığını ilan etmişti. Seçim çalışması için önemli bir bütçe ayırarak sosyal medyadan sahaya kadar tüm iletişim mecralarını kusursuz kullandı. Listesine aldığı Karasu’nun güçlü ismi Cihan Emre, Hasan Pınarcı, Sezgin Durmuş ve Ercan Canay gibi ağır toplarla yaptığı gövde gösterisi, Kabacan’ı rakiplerinin fersah fersah önüne taşıdı.
Birleşen Güçler ve Sandığın Gerçeği
Seçim sürecinin en dikkat çekici stratejik hamlelerinden biri de Sakarya Şoförler Odası Başkanı Yusuf İlkhun cephesinde yaşandı. Sürece aday olarak başlayan İlkhun, Ali Bektaş’ın adaylığının kesinleşmesiyle birlikte önemli bir karar alarak Bektaş lehine adaylıktan çekildi. Seçim boyunca Ali Bektaş ile omuz omuza çalışan İlkhun, tüm gücüyle bu ittifakın başarısı için ter döktü. Ancak sandıklar açıldığında, bu iki güçlü ismin birleşen enerjisi 146 oyda kaldı. Bu sonuç, esnafın artık kişisel ittifaklardan ziyade, bir yıldır sahada olan "değişim" vaadine odaklandığının en somut göstergesi oldu.
Kürsüde "Siyaset" ve "Aidat" Polemiği
Seçimin en dikkat çekici anları Ali Bektaş’ın konuşmasıyla yaşandı. Bektaş’ın "Kilit bende, her kapıyı ben açarım" sözlerine ek olarak "Odada tabii ki siyaset de olacak" ifadesi, değişim isteyen delege grubunda farklı bir algıya neden oldu. Esnafın mesleki sorunların önceliğine odaklandığı bu atmosferde, siyaset vurgusu Bektaş’ın istediği ivmeyi yakalamasına engel teşkil etti. Ayrıca, oda aidatlarının Konfederasyona giden payı konusundaki iddialarına Divan Başkanı Halil İbrahim Balcı’nın müdahale etmesiyle yaşanan sözlü tartışma, salondaki havayı iyice gerdi. Bu polemik, Bektaş’ın delege nezdindeki güven kredisini olumsuz etkiledi.
Emanet Adayın Sessiz Vedası
Hasan Alişan’ın işaret ettiği Onur Özkan ise kürsüde rakiplerine "Siz de yönetimdeydiniz, neden yapmadınız?" diye sordu. Mantıklı bir soruydu belki ama delege Onur Özkan üzerinden aslında Alişan dönemini oyluyordu. Esnaf, masa başında yapılan son dakika hesapları yerine, bir yıldır kapısını çalan ve "SESOB artık sadece aidat toplayan değil, aksiyon alan bir kurum olacak" diyen Kabacan’ın değişim vaadine teslim oldu.
Tarihe Not: Sahadaki Basın ve Yasak
SESOB’un bu olağan kongresini takip etmek adına salonda yerimizi aldığımızda, tarihe not düşmek adına bir gözlemimizi paylaşmak şart oldu. Şehrimizde 7 gazete, onlarca internet sitesi ve haber ajansı var; peki bu tarihi kongreyi kimler yerinde takip etti? Başta TV 264 canlı yayınıyla, halk54.com ve Adapazarı Akşam Haberleri ekipleri anlık gelişmeleri web sayfalarından duyurarak, Yenigün ve Yenihaber gazeteleri ile Haberlisin ekibi sahadaydı. Bu kurumlar esnafın sesini duyurmak için ter dökerken, diğer basın kurumlarının ve ajansların eksikliği dikkat çekiciydi.
Öte yandan, meslek hayatımızda ilk kez karşılaştığımız bir durumun da altını çizelim: İlçe Seçim Kurulu’nun uygulama tercihi gereği, sayım anında kamera ile görüntü alınmasına izin verilmedi. Kurumların kendi işleyiş prensipleri olsa da, kamuoyunu bilgilendirme görevi yapan gazeteciler olarak böylesine kritik bir ana daha şeffaf bir tanıklık etmeyi arzu ederdik.
Netice itibariyle; SESOB’da 35 yıllık kilit kırıldı, kapılar yeni bir döneme açıldı. Muzaffer Kabacan ve ekibi, bir yıllık emeğin karşılığını esnafın büyük teveccühüyle aldı. Şimdi konuşma değil, o "aksiyon" sözlerini tutma vaktidir.