Sakarya’nın üretim damarlarında bugünlerde kan değil, adeta yüksek tansiyon dolaşıyor. Şehrin ticaretine ve üretimine yön veren Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Nisan ayı meclis toplantısını yakından takip ettim. Gördüğüm manzara net: Sanayici dertli, üretici darboğazda... Maliyetler ise durdurulamayan bir tansiyon artışı gibi her geçen dakika yükseliyor.
Her ay meclis kürsüsünden yükselen sesleri dinlerken aslında sokağın, çarşının ve mutfağın feryadını duyuyorum. Ancak bu kez sesler daha gür, uyarılar her zamankinden çok daha sertti.
Maliyet Dağı Üreticiyi Ezmeye Başladı
Mecliste söz alan Tekin Baydar’ın paylaştığı rakamlar aslında durumun vahametini özetliyor. Düşünün ki; bir ay önce kilosu 95 TL olan paketleme poşeti, bugün 225 TL! Artış %130’un üzerinde. Peki, üretici kendi ürününe bu zammı yansıtabiliyor mu? Hayır. En fazla %10-15... Aradaki devasa uçurum, sanayicinin sermayesinden, yani can suyundan gidiyor.
Baydar’ın deyimiyle tekstil sektörü adeta "üvey evlat" muamelesi görüyor. Sattığı malın yerine yenisini koyamayan bir üreticinin çarkları daha ne kadar dönebilir?
Ankara Duy Sesimizi: Tedbir Şart!
Sadece tekstil mi? Hayır. SATSO Başkanı Akgün Altuğ’un altın ihracatına yönelik kısıtlamalar ve iç piyasadaki hammadde sıkıntısına dair vurgusu, sanayinin tepesindeki bulutların ne kadar kara olduğunu gösteriyor. Türkiye, dünyanın en büyük altın üreticilerinden biri olmasına rağmen, yanlış düzenlemeler yüzünden iç piyasada hammadde bulunamıyor.
Buradan Ankara’ya, ekonomi yönetimine seslenmek lazım: Sahadaki gerçekler, masa başındaki hesaplara uymuyor. Eğer üretimde denge ve istikrar isteniyorsa; sanayicinin üzerindeki maliyet yükü hafifletilmeli, finansal istikrar sadece kağıt üstünde değil, faturalarda ve ham maddede hissedilmelidir.
Esnafın Sırtındaki Küfe Büyüyor
Toplantıda ulaşım sektörünü temsil eden Yunus Emre Elbek’in servis esnafına yönelik "Şoför Kimlik Kartı" ve cihaz zorunluluğu konusundaki açıklamaları sahanın bir başka sancısıydı. Güvenlik elbette kırmızı çizgimiz; ancak esnafın sırtına binen her yeni maliyet ve bürokratik yük, hizmet kalitesini artırmak yerine sistemi tıkanma noktasına getiriyor.
Öte yandan, Kenan Taçyıldız’ın eğitimdeki aksaklıklara dair "bilgi saklamayın" çağrısı ve Ahmet Bayrak’ın hayvancılık üzerine "yarın gıda krizi kapıda" uyarısı, bu ekonomik tablonun sosyal hayatımızı nasıl tehdit ettiğinin en açık kanıtıdır.
Makam Değil, Geçim Zamanı!
Toplantının bir diğer sıcak başlığı yaklaşan oda seçimleriydi. Meclis Üyesi Günay Güneş’in "Oda içinde seçim çalışması yapılmamalı" çıkışı, kurumun saygınlığını korumak adına çok yerinde bir duruştu. Evet, seçimler demokrasinin gereğidir; ancak Sakarya’nın ve Türkiye’nin içinden geçtiği bu ekonomik fırtınada öncelik makam koltuğu değil, üretim tezgahı ve vatandaşın geçimi olmalıdır.
Ankara vakit kaybetmeden sanayicinin, esnafın ve üreticinin önünü açacak somut tedbirleri hayata geçirmelidir. Unutulmasın ki; sahada ateş yanarken, masa başında sesiz kalmakmümkün değildir!