Bir şehir, kamu vicdanının sesiyle yükselir; bu sesi duyuran ise basın ve yayın organlarıdır. Basın, yalnızca haber aktaran bir mecra değil; doğru haber alma hakkının, sorunların çözümünün ve toplumsal kalkınmanın temel taşıdır.

Günümüzde sosyal medya ve akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla, herkes birkaç fotoğraf veya video paylaşarak kendini gazeteci sanabiliyor. Oysa gazetecilik, rastgele paylaşımlar veya kısa videolarla yapılmaz. Bu meslek; araştırma, doğruluk, tarafsızlık, etik ve bilgi birikimi gerektirir. Sahada saatlerce çalışmak, olayları yerinde görmek ve bilgiye titizlikle ulaşmak gazeteciliğin temel taşlarını oluşturur.

Sakarya’da gazeteciler, 7 gün 24 saat sahada, polis ve jandarma bölgelerindeki olaylardan adliyedeki gelişmelere, kamu kurumlarının faaliyetlerinden ülke gündemine yansıyan konulara kadar pek çok olayı takip ediyor. Sosyal medyada birkaç paylaşım yapmakla gazetecilik yapılmaz; bu meslek sabır, emek, stres ve yılların deneyimiyle öğrenilir. Bizler de sahada çalışarak, deneyim kazanarak ve dünya standartlarını uygulayarak gazeteciliği öğrendik.

Ne yazık ki, günümüzde sosyal medya hesabı açan veya internet sitesi kuran birçok kişi, valilik veya belediyelerin basın toplantılarına katılıp birkaç kare fotoğraf çekerek gazetecilik yaptığını sanıyor. Bu yanlış anlayış, mesleğin saygınlığına zarar veriyor.

Sakarya’da basın iletişimi konusunda örnekler de mevcut. Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü İbrahim Kayar, Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taha Toplu, Adapazarı Belediyesi Basın Müdürü Mustafa Öztürk, Erenler Belediyesi Basın Müdürü Uğurcan Çot ve Akyazı Belediyesi Basın Müdürü Akın Erdem, kurumlarının bilgilendirme kanallarını sürekli açık tutan isimlerdir. Ancak ilçe belediyelerinin bazıları basın şubesi bulunmadığından, basın mensuplarının iletişim kurması zorlaşıyor.

Şehirde yüzlerce dernek var; yardım dernekleri, engelliler dernekleri, hayvan severler, kültür ve çevre dernekleri… Ancak birkaç kişi bir araya gelerek dernek kurmak, onları gazeteci yapmaz. Aynı şekilde emekli olmuş veya boşta kalan bir bireyin sosyal medyada içerik üretmesi de gerçek gazeteciliğin yerini tutmaz. Sosyal medya gazeteciliği ile gerçek gazeteciliğin ayrımı nettir.

Bunun için mesleki derneklerin, basın kuruluşlarının ve kamu kurumlarının iş birliğiyle toplantılar düzenlenmeli, gazetecilere akreditasyon sistemi getirilmeli ve etik kurallar çerçevesinde hizmet veren gerçek gazetecilerin yerleri korunmalıdır. Örneğin Adapazarı Akşam Haberleri gazetesi ve halk54.com, Mudurnu Deresi’nin kirletilmesine ilişkin yaptığı sorumlu habercilikle, sorumlu fabrikanın faaliyetlerinin durdurulmasını ve ağır para cezası uygulanmasını sağladı. Bu, gazeteciliğin sadece haber aktarmak değil, şehrin çıkarlarını korumak ve yaşam kalitesini artırmak olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak; gazetecilik sabır, disiplin, etik ve deneyim gerektirir. Sosyal medya içerik üreticileri ile gerçek gazeteciler arasındaki farkın netleşmesi, şehrin doğru ve güvenilir bilgiye ulaşması için hayati önemdedir. Herkes kendi uzmanlık alanında çalışmalı, mesleğin saygınlığı korunmalıdır. Gerçek gazetecilik, şehrin vicdanını temsil eden bir sorumluluktur ve bu sorumluluk, emekle, deneyimle ve etik değerlerle yükselir.