Bazı insanlar için bir ilişkiyi sürdürmek, yalnızca sevmek ve sevilmekten ibaret değildir.

Sevdikleri insanı kaybetme korkusu, zamanla ilişkideki bütün davranışlarını belirlemeye başlar. Terk edilmemek için kendi isteklerini, ihtiyaçlarını ve düşüncelerini geri plana atarlar. İlişkiyi kaybetmemek uğruna kendilerinden vazgeçerler.

Psikolojide bu davranış örüntüsünün belirgin, sürekli ve kişinin yaşamını etkileyen bir hâl alması bağımlı kişilik bozukluğu olarak tanımlanır.

Bağımlı kişilik bozukluğu, kişinin başkalarının desteğine, yönlendirmesine, onayına aşırı ihtiyaç duymasıyla karakterize edilen bir kişilik bozukluğudur.

Bu kişiler kendi başlarına karar vermekte zorlanırlar, sorumluluk almaktan kaçınır ve yalnız kalma düşüncesi karşısında yoğun kaygı yaşarlar.

Bu durum özellikle romantik ilişkilerde kendisini gösterir. Kişi, partnerinin düşüncelerini kendi düşüncelerinin önüne koyar. Onun isteklerine göre hareket eder, kendi ihtiyaçlarını geri plana atar. Sevilmek ve terk edilmemek uğruna istemediği şeyleri kabul eder, rahatsız olduğu davranışlara sessiz kalır.

Onun için ilişkinin bitmesi yalnızca bir insanı kaybetmek değildir. Aynı zamanda tek başına kalmak, karar vermek ve hayatını kendi başına sürdürmek zorunda kalmaktır.

Bağımlı kişilik yapısına sahip kişiler, kendi kararlarının arkasında durmakta güçlük çekerler. Günlük yaşamda bile başkalarının onayına ihtiyaç duyarlar.

Yanlış karar vermekten, eleştirilmekten, desteklerini kaybetmekten korkarlar. Bu nedenle kendi hayatlarının sorumluluğunu üstlenmek yerine başkalarının yönlendirmelerine göre hareket ederler.

İlişkilerde yaşadıkları en büyük sorunlardan biri de kendilerine iyi gelmeyen birliktelikleri sonlandıramamalarıdır.

Değer görmediklerini, ihmal edildiklerini veya mutsuz olduklarını bilmelerine rağmen ayrılık kararını veremezler. Çünkü yalnız kalma korkusu, yaşadıkları mutsuzluğun önüne geçer. Sevilmedikleri bir ilişkide kalmayı, tek başlarına yaşamaya tercih ederler. Karşı tarafı kaybetmemek için sürekli taviz verir, zamanla kendi kimliklerinden uzaklaşırlar.

Bir insanın sevdiği kişiye bağlanması, özlem duyması, fedakârlık yapması veya ayrılmaktan korkması tek başına bağımlı kişilik bozukluğu anlamına gelmez. Bu bozuklukta bağımlılık ihtiyacı süreklidir, kişinin yaşamının farklı alanlarına yayılır ve bağımsız hareket etme becerisini ciddi ölçüde sınırlar.

Sağlıklı bir ilişkide iki insan birbirine değer verir, birbirine destek olur, hayatlarını paylaşır. Ancak hiçbiri kendi varlığını diğerinin varlığına bağlı hâle getirmez.

Bir ilişkiyi kaybetmemek için sürekli kendinizden ödün veriyorsanız, bir süre sonra korumaya çalıştığınız ilişkinin içinde kendinizi kaybedersiniz. Karşınızdaki insanı hayatınızın merkezine koyarken kendi hayatınızın merkezinden uzaklaşırsınız.

Sevgi bir başkasına tutunarak ayakta kalmak değil, kendi ayaklarınız üzerinde dururken bir başkasıyla hayatı paylaşabilmektir.

Sevgilerimle…

Mail: [email protected]