Ayda bir kez toplanıyorlar… Bu şehrin fabrikasını işleten, dükkanını açan, istihdam sağlayan ve gecesini gündüzüne katan iş dünyası temsilcileri SATSO meclis salonunda bir araya geliyor. Mayıs ayı toplantısını baştan sona takip ettim. Kürsüye çıkanların feryatlarını, rakamların arkasındaki gerçekleri tek tek not aldım.

Değerli Sakaryalılar, o salonda konuşulanlar sadece holdinglerin, büyük patronların meselesi değil. Orada konuşulanlar doğrudan senin, benim, mutfaktaki yangının ve Sakarya sokaklarının geleceğidir.

Gelin, o lüks salonlardaki ağır ekonomik terimleri bir kenara bırakıp, Sakarya’nın hakkı olan ve hepimizi ilgilendiren o can alıcı başlıkları açık açık konuşalım.

Bizim 10 Milyon Lira Nerede?

İlk bombayı SATSO Başkanı Akgün Altuğ patlattı. Haklı ve çok sert bir serzenişti bu. Sakarya, Türkiye’nin en çok ihracat yapan 7. şehri. Fabrikalarımız tıkır tıkır çalışıyor, dünyaya mal satıyoruz. Ama gelin görün ki bu dev firmaların birçoğunun merkezi ya İstanbul’da ya da Kocaeli’de!

Peki ne oluyor böyle olunca? Fabrika bizim havamızı kirletiyor, bizim yolumuzu eskitiyor, bizim suyumuzu tüketiyor; ama iş vergi ödemeye gelince parayı gidip başka şehirlere yatırıyorlar. Altuğ’un aktardığı verilere göre, yerel yönetimlerimizin genel bütçeden alacağı devasa paylar bu yüzden il dışına kaçıyor. Kaba bir hesapla Sakarya’nın her ay en az 10 milyon liralık vergi geliri kaybı var!

Düşünün; o para bu şehirde kalsa, belediyelerimizin kasasına girse ne olur? Yolun da yapılır, parkın da açılır, altyapın da yenilenir. Buradan o dev firmaların sahiplerine sesleniyoruz: Sakarya’nın ekmeğini yiyorsanız, verginizi de Sakarya’ya ödeyeceksiniz! Şehrimizin parasının dışarıya gitmesine artık göz yumulamaz.

Bankaların "Kredi Kapatma" Oyunu

Yine mecliste dile getirilen ve esnafın belini büken bir diğer gizli tehlike ise bankaların tutumu. Piyasada paraya sıkışan, mal alacak olan tüccara bazı bankalar ne diyor biliyor musunuz? "Mevcut kredini kapat, söz hemen yenisini açacağız." Bizim dürüst esnafımız da gidiyor, kıt kanaat biriktirdiği parasıyla borcunu sadakatle kapatıyor. Sonra ne mi oluyor? Banka sözünü unutuyor, "yukarıdan talimat var" diyerek yeni krediyi vermiyor! Resmen esnafın can suyu kurutuluyor. Üretime, yatırıma destek olması gereken finans sektörü, borcuna sadık dürüst mükellefi cezalandırıyor. Bu yaklaşım rasyonel değildir, piyasayı kilitlemektir!

"Zararına Elektrik Satıyoruz" Çelişkisi

Gelelim enerji meselesine. Meclis Üyesi Kenan Dağ öyle bir konuya parmak bastı ki, hani "Aklın durması" derler ya, tam da öyle. Bize yıllardır ne deniyor? "Güneş enerjisi yatırımı yapın, kendi elektriğinizi üretin." Bizim sanayicimiz, çiftçimiz de gitmiş çatılarına dünya para harcayıp paneller kurmuş.

Peki sonuç? 1 Mayıs itibarıyla getirilen "saatlik mahsuplaşma" sistemiyle üretici; pazar günü, bayramda veya resmi tatilde fabrikası, işletmesi kapalıyken ürettiği elektriği depolayamıyor. Tüketim olmadığı için o elektrik sisteme sıfır liraya, yani bedavaya kalıyor. Ama gece üretim yaparken elektriği fahiş fiyattan geri alıyor. Elektrik fiyatları uçmuşken, kendi enerjisini üreten adamın "zarar ediyoruz, piyasa takas fiyatları sıfıra düştü" diye feryat etmesi sizce de büyük bir tezat değil mi? "Çatılar boş kalsın" mantığı acilen değişmeli.

300 Bin İstihdam Kaybı ve Kapıya Dayanan Tehlike

Ekonomideki bu daralma sadece patronu vurmuyor, doğrudan işçiyi, emekçiyi vuruyor. Meclis kürsüsünden çok acı bir veri paylaşıldı: Türkiye genelinde tekstil ve hazır giyim gibi yüz binlerce insanımıza ekmek kapısı olan en köklü sektörümüzde, son 3 yılda 300 binden fazla istihdam kaybı yaşanmış. 2025 yılında 4 bin 500'den fazla firma kapısına kilit vurmuş.

Bu ne demek? Sakarya’da da tekstil atölyelerinden, konfeksiyon fabrikalarından evine ekmek götüren yüzlerce hemşerimizin, işçimizin geleceği tehlikede demek. Firmalar inovasyonu, markalaşmayı bırakmış, sadece hayatta kalma mücadelesi veriyor. İstihdamı korumak için acil destek paketleri şart.

Ehliyetsiz Ticaret ve Ekrandaki Şiddet

Toplantıda sadece para konuşulmadı elbette. Meclis Üyesi Yakup Yılmaz’ın "Nasıl ki ehliyetsiz araç kullanmak toplumsal bir tehlikeyse, bilinçsiz şekilde ticaret yapmak da ekonomik bir tehdittir" uyarısı, dürüst esnafın korunması adına çok değerliydi. Ticarete atılacak olana önce vergi ve sorumluluk eğitimi verilmeli ki kurallara uyanla yok sayan aynı kefede tartılmasın.

Kenan Taçyıldız’ın televizyonlardaki mafya dizilerine ve gündüz kuşağı programlarına gösterdiği tepki ise salonun hislerine tercüman oldu. "Ekranlarda gücü olanın haklı olduğu silahlı dünyaları, zorbalığı çocuklara izletip, sonra okullarda niye akran zorbalığı var diye şaşırıyoruz" dedi. Yerden göğe kadar haklı. Ahlaki yapımız bozulursa, ne ekonomiyi toparlayabiliriz ne de geleceği inşa edebiliriz.