Türkiye’nin gündemi ne?

Sakarya’nın gündemi ne?

Halkın gerçek gündemi ne?

Sakarya’da yıllardır mesleğini sürdüren bir gazeteci olarak, her sabah bu üç soruyu sormadan kalem oynatmanın eksik kalacağını düşünüyorum. Çünkü vitrine konulanla vatandaşın yaşadığı hayat, çoğu zaman aynı fotoğrafın içinde yer almıyor.

Örnek vermek gerekirse sosyal medyada her şey gündem oluyor, her şey tartışılıyor ama asıl konuşulması gereken konular gündeme taşınıyor mu, tartışılıyor mu diye sormak gerekir.

Ankara’da bayram öncesi emekliye verilecek ikramiye tartışılıyor. Beş bin mi olacak, altı bin mi? Rakamlar havada uçuşuyor ama kimse emekli aylığının geçinmeye yetip yetmediğini yüksek sesle sorgulamıyor. Asgari ücretlinin alım gücü, açlık ve yoksulluk sınırının geldiği nokta, kiraların ulaştığı astronomik seviyeler aynı sertlikte gündeme taşınmıyor.

Enflasyonla mücadele adı altında vergiler, kurallar ve yaptırımlar artıyor; trafik cezalarındaki yüksek oranlı artışlar konuşuluyor. Ancak vatandaşın cebindeki yangın, mutfaktaki daralma ve konut fiyatlarındaki fahiş artışlar ikinci plana itiliyor. Sakarya’da 30 bin liranın altında kiralık konut bulmak neredeyse imkânsız hale gelmişken, bu mesele neden birinci gündem maddesi olmuyor?

Gelelim Sakarya’ya…

Şehirde siyaset, henüz bir seçim takvimi ortada yokken hararetli bir döneme girmiş durumda. Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu hakkında sosyal medyada ortaya atılan iddialar adliye koridorlarına taşındı. Süreçle ilgili "Siyasi bir kumpas mı, yoksa başka bir hesap mı var?" soruları soruluyor. Ancak meselenin bir başka boyutu daha var: Bu iddiaların bir kısmının açıkça şantaj niteliği taşıdığı yönündeki değerlendirmeler ve karşı tarafın avukatının sosyal medya paylaşımlarına tepki göstererek “ortada bir ilişki yok” açıklaması, olayın vahametini gözler önüne seriyor.

Öte yandan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise diploma tartışmaları ve belediye iştirakleri üzerinden sosyal medyada hedef haline getirildi. İddialar pervasızca dolaşıma sokuluyor, yargı süreci beklenmeden hükümler veriliyor. Yargısız infaz kültürü maalesef ekranlardan ve sosyal medya hesaplarından besleniyor.

Yaşanan bu olayların ardından Başkan Mutlu Işıksu’ya destek ziyaretleri ise adeta bir sel gibi sürüyor. AK Parti Adapazarı İlçe Teşkilatı ve SATSO yönetimi muhtarlar vatandaşların ziyaretleriyle kamuoyuna net bir mesaj verdi. Ancak Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ile Mutlu Işıksu’yu beraber programlarda görsek de, AK Parti İl Başkanlığı’nın Adapazarı Belediyesi’ni ziyaret edip bir "fotoğraf" verdiğine henüz şahit olmadık. Sonuçta konu yargıda; yargının vereceği nihai kararla gerçekler ortaya çıkacak ve biz de resmi sonucu kamuoyuyla birlikte öğreneceğiz.

Muhalefetin Tavrı ve Basın Üzerindeki Gölge

Ana muhalefet partisi CHP’nin ise bu süreçte halkın derdini dillendirmek yerine, ortaya atılan iddiaları siyasi avantaja dönüştürme çabasında olduğu görülüyor. Oysa Sakaryalı; yüksek kirayı, geçim sıkıntısını, ulaşımı ve deprem riskini konuşmak isterken ana muhalefetin gündeminde sadece siyasi polemikler var.

Dahası, CHP’li bir meclis üyesi ve ilçe başkanının basın camiasına yönelik ağır ithamları karşısında tutarlı bir açıklama yapılmaması ve isim verilmemesi, tüm basın mensuplarının kamuoyu nezdinde rencide edilmesine yol açtı. CHP İl Başkanı ve PM üyesinin basın kuruluşlarını gezerek "gönül alma" turuna çıkması, bu ağır ithamlar için kamuoyuna açık bir özür borcunu ortadan kaldırmıyor. CHP’nin bu süreçte kendi içindeki isimler hakkında bir inceleme başlatmaması da dikkat çekici bir detay olarak kayıtlara geçti.

İtibarsızlaştırma İklimi mi?

Ortaya çıkan şantaj ve itibarsızlaştırma içeren iddialar karşısında net ve hızlı bir hukuk refleksi gösterilmemesi, hem kurumları hem de kamu vicdanını zedeliyor.

Bir başka başlık ise Valilik konutunda yaşanan talihsiz olay... Bir köpeğin ezilerek ölmesi kamuoyunda haklı bir yankı uyandırdı. Olayın ardından görevli polislerin yerleri değiştirildi, bahçıvan başka bir ilçeye tayin edildi ve idari soruşturma başlatıldı. Ancak süreç henüz tamamlanmadan Sakarya Valisi Rahmi Doğan da sosyal medyada ağır eleştirilerin ve yargısız infazın hedefi haline getirildi.

Tüm bu gelişmeler üst üste geldiğinde ister istemez şu soru akla geliyor: Sakarya’da bir itibarsızlaştırma iklimi mi oluşturuluyor? Üç ayrı kurum ve yönetici üzerinden yürüyen bu tartışmalar tesadüf mü, yoksa planlı bir algı süreci mi? Henüz resmi bir seçim takvimi yokken bu siyasi tansiyon neden bu kadar yükseliyor? Kim kimi oyun dışı bırakmak istiyor? Kim, hangi makam için zemin hazırlıyor?

En Kritik Soru Şudur:

Bu şehirde deprem gerçeği kapıdayken, ekonomik sıkıntılar derinleşmişken, genç işsizlik artarken ve kiralar vatandaşın belini bükerken; enerjinin kişisel tartışmalara, şantaj iddialarına ve sosyal medya linçlerine harcanması ne kadar hakkaniyetli?

Sakarya’nın gerçek gündemi: Geçimdir, güvenli konuttur, istihdamdır, ulaşımdır.

Türkiye’nin gerçek gündemi: Enflasyondur, alım gücüdür, adalettir.

Gazetecilik sadece bir iddiayı aktarmak değildir; o iddianın kime yaradığına bakmak ve şehrin enerjisini tüketen tartışmaların arkasındaki hesabı sorgulamaktır. Çünkü gerçek gündem, sosyal medyadaki gürültü değil; halkın sessiz çığlığıdır.