Sakarya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin son dönem oda seçimlerine bakıldığında, sandık sonuçlarının ötesinde çok net bir mesaj görülüyor: Değişim konuşuluyor ama asıl belirleyici olan, esnafın iradesini ne zaman ve nasıl ortaya koyduğu. Sandık, sadece bir formalite değil; vizyonu olanla olmayanı ayıran en güçlü araçtır.
Bugünün Sakarya esnafı artık yalnızca mahallesine hizmet eden bir dükkân sahibi değildir. Dijital çağda esnaf; e-ticaretle ürününü dünyaya açabilen, küresel pazarlarda rekabet edebilen, kalite ve hizmet standartlarını dünya ticaret normlarına taşıyabilen bir aktör olmak zorundadır. Sakarya esnafının dünya ticaret standartlarına ulaşması; şehrin ekonomik yapısını güçlendirdiği gibi, sosyal yaşamını ve kent kültürünü de doğrudan etkiler. Geliri artan esnaf, istihdam üretir; istihdam artarsa şehir nefes alır.
Oda seçimlerine baktığımızda bu dönüşüm arzusunun sandığa nasıl yansıdığı açıkça görülüyor. Sakarya Oto Sanatkârları Esnaf Odası seçimlerinde tam 6 başkan adayı yarıştı. Rekabet vardı, söylem vardı, vaat vardı; ancak sandıktan yine mevcut yönetim çıktı. Bu sonuç, esnafın değişime mesafeli olduğunu değil; ikna edilmeden, güçlü bir vizyon ortaya konmadan değişimin gerçekleşmeyeceğini gösterdi.
Öte yandan Sandalyeciler ve Mobilyacılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda yaşananlar, bu tablonun tam tersini ortaya koydu. Tam 32 yıl boyunca başkanlık yapan Muhittin Kılıç, genç rakibi Resul Coşkun karşısında üyelerin oylarıyla seçimi kaybetti. Bu sonuç sadece bir koltuk değişimi değil, tarihi bir mesajdı: Esnaf isterse değişimi sandıkta gerçekleştirebilir. Kimse vazgeçilmez değildir, hiçbir koltuk dokunulmaz değildir.
Bu iki örnek yan yana konulduğunda çok net bir gerçek ortaya çıkıyor. Değişimi belirleyen ne kulislerdir ne de alışkanlıklar; değişimi belirleyen, oy veren esnafın iradesidir. Sandık, esnafın elindeki en güçlü değişim aracıdır ve doğru kullanıldığında sistemi dönüştürme gücüne sahiptir.
Buradan hareketle artık açıkça şunu söylemek gerekiyor: Oda ve STK yönetimlerinde iki ya da en fazla üç dönem şartı yasal güvence altına alınmalıdır. Uzun yıllar aynı görevde kalmak, yeniliğin önünü tıkıyor; genç, dinamik ve çağın ruhunu yakalayan kadroların önünü kesiyor. Koltuklar kişilerin değil, fikirlerin olmalıdır.
Ahilik kültüründen gelen esnaf teşkilatları; dayanışmayı, dürüstlüğü ve gelişimi esas alır. Günümüzde bu kültürü yaşatmanın yolu; esnafı e-ticaretle buluşturmak, dijital pazarlama ve global ticaret altyapılarını kurmak, yeni müşteri portföyleri oluşturmakla mümkündür. Oda yönetimleri artık sadece temsil eden değil; üyelerinin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini birlikte planlayan, proje üreten, yol gösteren yapılara dönüşmelidir.
Oda başkanları yalnızca sorun dinleyen değil; geleceği okuyan, dünyayı takip eden, Sakarya esnafını uluslararası rekabete hazırlayan liderler olmak zorundadır. Çünkü esnaf dünya ile rekabet ederse, Sakarya da dünya ile konuşur.
Uzun yıllardır Sakarya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanlığı görevini yürüten Hasan Alişan döneminden sonra herkesin kabul etmesi gereken bir gerçek var: Zaman kimseyi gençleştirmiyor. Sakarya’nın artık yeni bir atılıma, gençliğin enerjisiyle tecrübenin rehberliğini birleştiren güçlü bir vizyona ihtiyacı var. Bu yazıyı okuyan birçok kişinin içinden şu cümleyi kuracağını biliyorum: “Evet, işte bu olmalıydı.” Çünkü mesele kişiler değil; Sakarya’nın yarınlarıdır. Esnaf değişirse şehir değişir. Şehir değişirse hayat değişir. Ve bu değişim, sandıkta başlar.